top of page

Osiris'in Tabutu Neden Süslüydü?

  • Yazarın fotoğrafı: Reha Kuldaşlı
    Reha Kuldaşlı
  • 15 saat önce
  • 2 dakikada okunur

Eski Mısır’ın zengin mitolojisinde, ilk bakışta klasik bir ihanet öyküsü olarak görünen bir mit vardır: Osiris’in ölümü ve yeraltı dünyasının kralı olarak dirilişi. Kısaca özetlemek gerekirse bu mitte, Nil’in ruhu, bereketin ve düzenin timsali, adil Kral Osiris; çölün, düzensizliğin ve fırtınaların tanrısı olan erkek kardeşi Set tarafından kandırılıp bir tabuta konarak hapsedilir ve Nil Nehrine atılır.

 

Nihayetinde tabut Fenike’nin Biblos şehrine ulaşır ve etrafında bir ılgın ağacı büyür. Şehrin kralı ağacı kestirip sarayında bir sütun olarak kullanmaktadır. Osiris’in eşi ve kız kardeşi, usta büyücü tanrıça İsis, maharetiyle Osiris’in tabutunu almayı başarıp Mısır’a geri getirir. Bunu öğrenen Set, Osiris’in bedenini on dört parçaya ayırır. İsis, geceyi temsil eden kız kardeşi Neftis ile Osiris’in bedeninin parçalarını aramaya çıkar; parçaların çoğunu bulmayı başarmalarına rağmen, biri kayıptır: Balıkların yuttuğu fallus, yani yaratım gücü kayıptır.

 

İsis, büyü gücünü kullanarak Osiris’i hayata döndürse de Osiris, bir parçası kayıp olduğundan, geçici olarak hayata döner. İsis bu kısa sürede Horus’a hamile kalır ve Horus, doğan güneşin timsali olarak amcasını yenip babasının öcünü alır, düzeni yeniden tesis eder. Set’in karanlığında kaosa kapılan dünyada, Horus’un hükümranlığında düzen yani “Ma’at” yeniden tesis edilir. Osiris ise “Du’at” denen yeraltı dünyasının kralı olarak ölüler diyarında yaşamaya devam eder.

 

Hikâyeye daha yakından baktığımızda, Osiris’in kapatıldığı tabut ilginç bir motiftir. Set, düzenlediği şölende, harikulade bir tabutu sergiler ve bu tabut kimin ölçülerine uyarsa tabutu ona armağan edeceğini ilan eder. Fakat aslında tabut, tam olarak Osiris’in bedenine göre hazırlanmıştır. Osiris tabuta girdiğinde Set, emrindekilerin yardımıyla tabutun kapağını kapatıp kurşunla mühürleyerek tabutu Nil Nehrine atar.

 

Set, kaosun ve düzensizliğin sembolü olarak hırslarımızı, “gölgede kalan,” yani farkında olmadığımız yıkıcı eğilimlerimizi simgeler. Zaten Set’in Osiris’in kardeşi olması da buna göndermedir; olaylar esasen benliğimizin sahnesinde olup bitmektedir. Bu durumda, Osiris’in keyifle içine girdiği süslü tabutuna ne demeli?

 

Osiris’in bedenine tam oturan ve onu yıkımına götüren bu tabut, “persona” olarak okunabilir. Persona, dış dünyada, toplumsal hayatta, dünya sahnesinde kendimizi özdeşleştirdiğimiz bir kisvedir. Kendimizi bu kisveyle ne kadar özdeşleştirirsek varlığımızın bütünüyle ilişkimiz aynı ölçüde dengesizleşir; rollerimiz, arzularımız, sorumluluklarımız arasında parçalanırız.

 

Sımsıkı tutunup kendimizi özdeşleştirdiğimiz unvanlarımız, mesleklerimiz veya başarılarımız, Set’in simgelediği kendi hırslarımızın bizi davet ettiği süslü bir tabut olabilir. Başka bir deyişle, Osiris’in hikâyesi aslında hepimizin hikâyesidir.

 

Nihayetinde Osiris, uğradığı felaketten İsis’in yardımıyla kurtulur: Uzuvları, yaşam prensibinin bütünleştirici gücü sayesinde bir araya gelir. Bu, eros’tur: Logos’un, yani aklın, analizin, ayrıştıran ve parçalayan prensibin karşısında kuşatan, birleştiren, sağaltan prensiptir.

 

Son olarak, Eski Mısır’ın Ölüler Kitabı’nda bu dünyada ölüp yeni dünyaya gözlerini açanlar da Osiris olarak anılır, ölümün beraberinde getirdiği parçalanmanın ardından yeni hayatlarında yeniden birleşebilmeleri için mezarlara pek çok büyülü söz ve tılsım yerleştirilirdi. Dolayısıyla, tekrar vurgulamak gerekirse, Osiris’in hikâyesi aslında hepimizin hikâyesidir.


Hatırlamanız dileğiyle.

 
 

Reha Kuldaşlı

1988 yılında Edirne'de doğdu. İlk ve orta öğretimini İstanbul'da tamamladıktan sonra 2005 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümüne girdi. 2010 yılında mezun olduktan sonra yüksek lisans ve doktora çalışmalarına ODTÜ Felsefe bölümünde devam etti.

  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
  • Spotify - Siyah Çember

Sorularınızı ve görüşlerinizi aşağıdaki form aracılığıyla iletebilirsiniz.

Teşekkürler!

Tüm hakları saklıdır. © 2020 | Reha Kuldaşlı

bottom of page